2 Mayıs 2016 Pazartesi

Saklı Olanı Bulmak


      Başkası olmak gibi, bilmediğin tanımadığın biri başkası işte sen değilsin...

Eksik bir parçan var şu dünyada ve sen hep o parçayı arıyorsun. Aslında gözlerinle, duruşunla, konuşmanla parçayı bulduğunu düşündüğün anda değişmeye başlıyorsun başkası oluyorsun. Konuşman, bakışın, duruşun, değiyor... Fark etmiyorsun bunlar olurken, acele ediyorsun. Tamam diyorsun bu benim eksik olan parçam bu... O parçayı oldurmak için değişiyorsun, inceliyor, bükülüyor, kırılıyor, kırıyorsun ama olmuyor o parça sana uymuyor ve sen hala eksik kalıyorsun.

Rahman öğle ince düşünmüş ki aslında senin o parçayı bulmaya çalışman ya da bulduğunu sanman hep bir sınav olduğunu fark etmen için hazırlanmış bu dünya... Sen kendini eksik sanıp tam olmaya çalışmak yerine o eksikle yaşamayı öğrenmelisin aslında o zaman tam oluyorsun ve şunu söylemelisin kendine; kime göre eksiğim. Sen tamsın, kendini tanımalısın. Başkası olmaya çalmaktır o eksikliği tamamlamaya çalışmak, ama dediğim gibi sen eksik değilsin ki zaten...

Aslında tüm mesele tanımlamakla alakalı klişe bir soru vardı hani bardak dolu mu, boş mu? Eğer sen bardağı tanımlarken boş kısmı görüyorsan sen eksiksindir. Dolu kısmı görüyorsan resmin tamamına bakmıyorsundur. Sen bardağı tanımlarken yarım dersen tamamsındır. Kendini o bardağın yerine koyup öğle tanımlamalısın. Aşkı aramak yanında birinin varlığını hissetmek istiyorsan, görmediğin şeyi yok sayarak bunu yapamasın. Aradığın şey sende saklı...

24 Nisan 2016 Pazar

Gülnihāl


Ey sevgili
Karanlıktaki ışıktan geliyorum
Gecenin ortasından sesleniyorum
Daha hızlı gelmeliydim belkide
Daha çabuk olmalıydım sessizce

Ey sevgili
Taze düzgün gül fidanım
Daha bir çocukken kırıldı cesaretim
Çocukken yüreğimden çıkarıldı pembe hayallerim
Gül bahçemden koparıldı gülnihalim

Ey sevgili
Senin gülüşlerinde doğdum
Senin gözlerinde hayat buldum
Senin gül yüzünde gül fidanım
Sensizlikte yanan karanlıktaki ışığım

01:25
19/04/2016

18 Nisan 2016 Pazartesi

İdamlık Mahkum'un Son Sözleri

İdamlık mahkumun son sözleri


İdamlık bir mahkum muyum?
Neyi bekliyorum, ben
Ölmeyi mi? Sevmeyi mi?
Beklemeyi seviyorum belki

Kaçış olmadığını biliyorumdur
Neden kaçım ki, nereye kaçayım
Yıllarca kaçtım, belki bilmiyorum
İdamlık bir mahkum muyum?

Saatlerimi birbirine bağlayan günlerim
Günlerimi birbirine bağlayan yıllarım
Yağlı gerdanlığıma son düğümü kim attı
Hayatım celladın ayaklarında mı? Yoksa

İdamlık bir mahkum muyum?
Neyi bekliyorum, ben
Dar ağacı hazır mı? Cellad
Tabureme bir tekmede sen vur evlad

Korkma canım yanar diye
Bu son gece, son sabah
İmam hazır mı? Cellad
İdamlık mahkum'un son sözleri

03:12
19/04/2016

15 Nisan 2016 Cuma

PARK (Şehr-i Beton İkinci bölüm)

  Öyle bir yerdeyim ki... Şarkı sözü gibi bir giriş oldu. Misyonunu, vizyonunu beğenmediğiniz, sesi güzel bir adamın söylediği şarkı ya da sesini beğendiğiniz, karakter, hal, tavır olarak hoşlanmadığınız birinin söylediği bir şarkı sözü gibi...
   Şu dünyada her şeyi bir köşeye yazdılar mı acaba diye düşünmemek elde değil, siz hiç düşündünüz mü? Benim her zaman aklıma geliyor bu soru hani laf arasında veya bir olaydan önce, sonra hep derler; " Şuraya yazıyorum " nereye, neden yazıyorsun. Unutmaktan mı? Korkuyorsun... Buraya yazıyorum aslında laf olsun diye söylüyorsun o lafı yazmıyorsun unutacaksın eminim unuttun hadi hatırlamaya çalış, şuraya, buraya, oraya, kaç tane laf yazdın. Şimdilerde facebook'a yazıyorsun. Bir güncelleme ile hatırlatıyor sana anılar başlığı altında, bir yıl, iki yıl önce ne paylaştığını gösteriyor. Eskiden paylaşmak elle tutulur bir şeydi. Şimdilerde görünür oldu. Atalarımız bir yere yazdılar mı bilmiyorum ama bir söz vardı. " Sağ elinin verdiğini sol elin görmeyecek " şimdi herkes her şeyi göstermeye çalışıyor demek ki atasözü dinlenmiyormuş keşke yazsalardı dinlenir miydi? acaba...

   Şehr-i Betona indikten sonra istasyonun alt tarafındaki parkta oturuyorum. Park, eskiden çocukların oynadığı salıncak, tahtaravalli, kaydırak, o dönen bir şey vardı, ismini hatırlamıyorum. Onun bulunduğu yer... Ağaçların gölgesinde oturulacak banklar olurdu, anneler oturur çocuklar , koşar, düşer, kalkar, oynardı. Düşmeyi kalkmayı öğrenirdik parklarda, gündüzleri çocukların oyun alanı, akşam üstü aşkların buluşmaları, gece dertlilerin, gece yarısından sabaha sarhoşların yalnızların mekanı parklar...
  Evet parkta bir bankta oturuyordum... Okul üniformalı üç dört genç geldi. " Ağabey çakmağın var mı? " dediler. " Yok" dedim. İlerideki bir bank geçtiler, oturdular, aralarından biri ayrıldı. Sohbetleri; Tokenim yetmedi. Geçen çarı sattım. 5.1 iyi bir silah değil 3.4 yada o dürbünlüyü alsaydın. Yenerdik... Önce anlamadım sonra bilgisayar oyunundan bahsettiklerini söyledi. Yanıma gelen sakallı ceketi yamalı gözleri yorgun adam "Sigaran var mı?"  dedi. Verdim bir tane

Nereden anladın onları dinlediğimi

Adam; Beni görmedin

Peki nereden anladın onları anlamadığımı

Adam; Parka girdiğinden beri seni izliyorum. Önce bir gezdin, parkın içinde... Sonra salıncağı salladın. tahtaravalliye dokundun geldin, oturdun. Düşünceye daldın geçmişe gittin. Çocukları parkta oynarken hayal ettin o kadarda yaşlı görünmüyorsun ama neyini kaybettin.

Çocukluğumdaki çocukluğumu

  Biz adamla konuşurken gençlerin yanına yanlarından ayrılan genç geldi. Sigara ve çakmak çıkartıp, sigara içmeye başladılar...

Adam; Sen ne zaman başladın

Neye

Adam; Sigara

Onlardan büyüktüm

Adam; Bu parkta mı başladın.

Evet

Adam; Üzülme, onlara sende içiyorsun. Neden vermedin çakmağını çocuklara...

Çocuklar çünkü baksana 11-12 yaşlarında hepsi ilerde benim gibi gelip boş parkı seyretmelerini, hani benim sevincim, Hani benim çocukluğum nerede dememeleri için...

Adam; Bak onlar gene diyecekler, çakmağı buldular... Kimse kimsenin hayatına müdahale edemez yaşanması gereken her zaman yaşanır.

Sen ne yapıyorsun burada

Adam; Sen ne yapıyorsan onu

Ben çocukluğumu arıyorum

Adam; Bende

Neden

Adam; Şimdi çocukluğumu arama zamanım

Kaç yaşındasın

Adam; 45 sen

22, Çocukluğunu çocuklarınla tekrar yaşana sana

Adam; Onunda zamanı gelir

Sende zaman takıntısı var herhalde

Adam; Bilmem zaman hem çok büyük hem çok küçük bir şey

Her şeyin zamanı var diyorsun

Adam; Var elbet her şeyin zamanı var... Yaşamanın, sevmenin, gülmenin, ağlamanın,

Ölmenin...

Adam; Ölmenin mi? Onunda zamanı gelecek

Adam Sigarasından bir nefes aldı. Çocuklar bağırmaya başladı. İlerden başka bir arkadaşları hoca diye bağırdı... Sigaraları attılar kaçtılar... Adam tebessüm etti sigarası bitti gitti.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Yazan Kalem


      Herkesten bir cümle istemişti hikayenin devamı için öğretmen 15 öğrencili bir sınıftı...
 Herkes tahtadaki hikaye'ye bir cümle ekleyerek devam ediyordu. Alnı açık kahverengi gözlük  çerçevesi ve kravatı gevşemiş öğretmen sırası ile öğrencilerin kağıda yazdığı cümleyi okuduktan  sonra yanındaki öğrenciye veriyordu kağıdı yedinci sıradaki öğrenci başladı yazmaya

     Ve şöyle seslendi, elleri nasırlı adam;
   " Buğulu bir pencere kenarında ölümü beklemek gibiydi, seni beklemek..."
    Yaşlı  kadının gözlerinden bir damla......

  Öğretmen "Ne yapıyorsun bir cümle dedim. Sana" dedi.
Öğrenci; "Bir cümle yazıyorum. Hocam! Daha nokta koymadım. Virgül, noktalı virgül, tırnak işareti ve üç nokta kullandım. Siz bize bir cümlenin bitmesi için nokta koymamız gerektiğini söylemiştiniz."
Öğretmen; " Hayır O  değil " derken

Yazarın kafası karıştı bu tartışmayı nasıl sonlandıracağım nereye bağlayacağım diye düşünürken

Kalemin mürekkebi bitti. Tartışma bitti. Yazı bitti.

Demek ki bir cümleyi bittirmek için noktaya değil, bir kaleme hatta yazan bir kaleme ihtiyacınız vardır.

10 Nisan 2016 Pazar

Bir Tür öğüt Kime?



İstesen de konuşamazsın bazen
Bazense istemesen de konuşursun
Hayat işte sana sormaz ne istediğini
Kazanırsan ben kazandım dersin
Kaybedersen hayat dersin

Yapma denileni yapar
Yasak meyvenin peşinden gidersin
Bazen kader bazen hayat işte
Gerçeğin peşinde koşarken
Hakikati kaybedersin

Arayışın ne olduğunu
Ne aradığını bilemeden
Yada ne kaybettiğini
Nokta dizisindeki doğruyu
Bulmaya çalışırsın

03:30
02/04/2016

Gözlerine Yandım



  Gözlerine yandım yar senin
  Bir türkü tutturdu dilim
  Gözlerine yandım yar ben senin

Yokluğun cehennem olsa da
Gözlerin cennet senin
Gül bahçesinde aradığım
Tek gülsün sen benim

Gözlerine yandım yar senin
Bir türkü tutturdu dilim
Gözlerine yandım yar ben senin

Yüzünü görmesem bile
Kaderimsin sen benim
Sen beni bilmesin bile
Gözlerine yandım yar senin

Yokluğun cehennem olsa da
Gözlerin cennet senin
Yüzünü görmesem bile
Kaderimsin sen benim

01:20
02/04/2016